2011 Bursa Gezisi

![]()
![]()
OSMANLI’NIN DİBACESİ…
“Allah-u Teâlâ’nın emirlerine muhalif bir iş işlemeyesin! Bilmediğini şeriat ulemasından sorup anlayasın; iyice bilmeyince bir işe başlamayasın! Sana itaat edenleri hoş tutasın! Askerine inamı (nimeti), ihsanı (ikramı) eksik etmeyesin ki, insan ihsanın kulcağızıdır. Zalim olma! Âlemi adaletle şenlendir ve cihadı terk etmeyerek beni şad et!..
“Nerede bir ilim ehli duyarsan ona rağbet, ikbal (ilgi) ve yumuşaklık göster. Askerine ve malına gurur getirip müminlerden uzaklaşma. Bizim mesleğimiz Allah yolu ve maksadımız Allah’ın dinini yaymaktır. Yoksa kuru kavga ve cihangirlik davası değildir. Sana da bunlar yaraşır. Daima herkese ihsanda bulun. Memleket işlerini noksansız gör! Hepinizi Allah’ u Teâlâ’ya emanet ediyorum!” Sözlerini tamamladıktan sonra tekrar yanına çağırmış ve vasiyetine hususî olarak şunu da eklemişti: “İslâmbol’ u (İstanbul’u) aç gül zar (gül bahçesi) et!”
Böyle vasiyet etmişti Osman Gazi oğluna beyliği bırakırken. Beylikti o zamanlar Osman Gazi’nin mirası ama bıraktığı vasiyet kendisinden sonra gelecek olan 35 padişaha yol gösterecek nitelikte bir siyasetnameydi adeta. Sanki oğluna değil de yıllar sonraki torunlarına söyler gibiydi… Öyle de oldu… Osmanlı Beyliği önce devlet sonra da 600 yıl süren bir imparatorluk haline geldi. Bursa’dan başlayıp 24 milyon kilometrekarelik sınırlara uzanan bir imparatorluk…
“Osmanlı’nın dibacesi” olarak anılır Bursa. Nitekim haklıdır da böyle anılmakta.. 24 milyon kilometrekarelik sınırlara ulaşan bir imparatorluğun başladığı yer ne de olsa… Asil heybetiyle Ulu Camii, mütevazı şadırvanıyla Emir Sultan Camii, Osman Gazi’nin türbesi, Orhan Gazi’nin türbesi, yemyeşil çinileriyle Yeşil Türbe ve daha sayamadığım yüzlerce yapı Bursa’nın dibaceliğinin göstergesidir.
Sabah namazını Ulu Camii’ de kılarak başladık gezimize. Dünyanın en yüksek mertebeli ibadethaneleri arasında, 5. sırada yer alan Ulu Camii’ yi görünce anlıyor insan mertebesini nasıl hak ettiğini. Kâbe’ nin kapısının örtüsü asılı içerde. Yavuz Sultan Selim Mısır seferinden sonra hilafetin Osmanlıya geçmesiyle birlikte Kâbe’ ye onarım yaptırır. O sırada Kâbe’ nin örtüsü değiştirilir. Kabe’nin örtüsü İstanbul’a gönderilirken kapısının örtüsünü Sultan Selim elleriyle asar Ulu Camii’ ye.. Ululuğuna ululuk katsın diye… Ve mütevaziliğin, aczi yetin simgesi “ vav ” harfleri vardır söylenmesi gereken.. Ulu Camii’nin inşası sırasında Hızır (a.s) gelmiştir. Bir fırından tek seferde 40.000 somun ekmek çıkardığı anlatılan Somuncu Baba görür Hızır (a.s). Somuncu Baba Hızır (a.s) ı tanıyınca her gün oraya gelip namaz kılmasını ister. Hızır (a.s) kabul etmiştir fakat onun da bir şartı vardır. Söylemez Hızır (a.s) hangi vakit geleceğini ama vav harflerinin birinin önünde namazını eda eder. Ve içerdeki şadırvan… 18 köşeli şadırvan da ayrı bir güzellik katmış Ulu Camii’ ye. Hele bir de hikâyesini dinleyince insan daha bir hayran oluveriyor. Sultan Beyazıd “Yıldırım” unvanını aldığı Niğbolu Zaferi sonrasında kazanılan ganimetlerle bir mescit yaptırmak ister. Bugün Ulu Camii’nin bulunduğu yeri Yıldırım Beyazıd çok beğenir. Camiinin yapılacağı yerdeki ev ve arsa sahiplerine altın verilerek rızaları alınır. Yalnız yaşlı bir teyze evinden çıkmak istemez. Ederinin çok daha fazlasını vermelerine rağmen kabul etmez. Sultan Beyazıd divanı toplar ama kadıların “Ev onun satarsa satar, satmazsa satmaz” demeleri üzerine iyice canı sıkılır. Tam çaresizce vazgeçmek üzereyken aklına damadı Emir Sultan gelir. Yıldırım Beyazıd gidip ona danışır. Emir Sultandan aldığı yanıt “Acele etme bir gece de neler değişmez” olur. O gece yaşlı teyze rüyasında mahşer yerini görür. Herkes feryat figan Peygamber Efendimize koşarken onun adım atacak hali yoktur. Tam o sırada Emir Sultanı görür ve ona sorar neden yürüyemediğini. Emir Sultan da “Kurtulmak istiyorsan Sultanımızı üzme” der. Yaşlı kadın ertesi gün gelir ve evinden rızasıyla çıkar verilen parayı da camiye bağışlar. Onun evinin yerine yapılır şadırvan.
Ulu Camii’ den sonraki durağımız Osman Gazi Ve Orhan Gazi’nin türbeleri oldu. Baba oğlun türbeleri başlangıçta aynı çatı altındaymış. Fakat 1855 depreminde yıkılınca 1863 yılında Sultan Abdülaziz tarafından yenilenmiş. Türbeleri yer aldığı Tophane ziyaretçilerine eşsiz Bursa manzarasını sergilemekte. Ayrıca Saat Kule’si ve Ramazan topları da yer almaktadır. Osmanlının simgesi çınar ağaçları da ayrı bir ferahlık katmış Tophane’ye…
Osmanlıda sosyal devlet anlayışını yansıtan yeni bir yapı var sırada. Medrese, darüşşifa, türbe, han, hamam, imaret, misafirhane ve kasrı içine alan yapı topluluğuyla Yıldırım Beyazıd Camii. Cemaatin ihtiyaçlarını karşılaması için bütün detaylar düşünülmüş. İlim olsun, sağlık olsun, konaklama olsun her türlü ihtiyacın camilerde karşılandığını gösterir bize Yıldırım Beyazıd Camii. Yıldırım Camii Yıldırım Külliyesi’nin içinde yer alır.
Dış duvarlarındaki yeşil İznik çinileriyle Yeşil Türbe karşıladı sonra bizi. Sekiz köşeli yapının içi de dışı gibi muhteşem İznik çinileriyle kaplı. Çelebi Sultan Mehmet ve oğulları Şehzade Mustafa, Mahmut ve Yusuf ile kızları Hafize, Alise ve dadıları Daya Hatun burada yatmaktadır.
Muradiye Külliyesi var sırada.. İçinde barındırdığı 12 türbesiyle Türk İslam dünyasının türbe topluluklarından mihenk taşı olan bir türbe… Fatih Sultan Mehmet’in babası 2. Murat da burada yatmaktadır. Vücudumu doğrudan doğruya toprağa gömün. Cenab-ı Hakk’ın rahmeti, yağmuru üstüme yağsın. Hükümdarlar gibi üstüme kubbe yatmayın diye vasiyet bulunan 2. Murat’ ın türbesinin üstü açıktır ve içerde kabrini oluşturan mütevazı mermerin üstü toprakla kapatılmıştır ki her yağmur yağdığında Allah rahmeti 2. Murat ’ın üzerine yağar. Tıpkı Yıldırım Külliyesi gibi Muradiye külliyesi decami, hamam, medrese, imaret gibi yapıları da içerir.
İSEGEV Ailesi olarak Osmanlı Devleti’nin ilk başkentindeydik. Dünyanın her köşesine yayılmış, imanlarıyla, inançlarıyla,yaşayışlarıyla değerleriyle herkese örnek olmuş bir padişahlar ve bir çınar.. Kişi sevdiğiyle beraberdir hadis-i şerifinden hareketle yola çıktık, kalplerimizde sevdiklerimiz rotamızda tarihimize olan vefa vardı. Şimdi sıra sevdiklerimizin yaşadığı gibi yaşayıp onlar gibi ölmekte…
