![]()
![]()
![]()
![]()
Dur yolcu, bilmeden gelip bastığın,
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın,
Bir vatan kalbinin attığı yerdir!…
İSEGEV GENÇLİĞİ ÇANAKKALE’DE
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana…
30 Nisan Cumartesi sabahı 170 kişilik bir öğrenci grubumuzla 4 otobüs Çanakkale yollarına düştük. Hepimizin gözlerinde böyle anlamlı bir ziyareti , İsegev çatısı altında yapacak olmanın verdiği mutluluk ışıltıları…
Sabah, daha gün doğmadan Eceabat’a ulaştık.Bizi rehberimiz karşıladı.İnanılmaz bir kalabalık.Türkiye’nin dört bir tarafından aziz şehitlerimizin ruhlarına, kanlarını döktükleri topraklarda birer Fatiha okumak için gelen bine yakın otobüs dolusu insan…. Adeta mahşer yeri gibi. Kimi 70’işini devirmiş nine ve dedeler, kim saçları uzun delikanlılar, kimi yeni yürümeye başlayan çocuklar, kimi başlarında oyalı yazmalar, altlarında basmalı şalvarlar giyen teyzeler…
Sabah kahvaltımızı Eceabat’ta yaptıktan sonra önce Kilitbahir Kalesine gittik. Bu kaleyi, Fatih Sultan Mehmet Çanakkale boğazının güvenliğini sağlamak amacıyla ,üç yapraklı bir gonca şeklinde kıyıya yaptırmış.Denizden bakıldığında küçük toprak tepeciklerini andıran tümseklerin içi sığınma ve silah depolama yerleri olarak yapılmış.Buradan Çanakkale savaşlarının adeta kaderini değiştiren Seyid Onbaşı’nın top mermisini kucakladığı yerde, kalabalık ve izdihamdan dolayı otobüsümüzden inemeden birer Fatiha göndererek yolumuza devam ettik.
Şüheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar…
O,rüku olmazsa, dünyada eğilmez başlar,
Yolculuğumuz boyunca iki sargı yeri gezdik. Her ikisinde de rehberimizden dinlediğimiz
Şehit asker öyküleri ve uluslar arası savaş sözleşmesine aykırı olarak bu hastanelerin – Türk askerlerinin yanı sıra yaralı düşman askerlerinin de bulunuyor olmasına rağmen-düşman birliklerince bombalanmış olması, burada yaşanmış olan acıları iliklerimize kadar hissetmemize neden oldu. Alçıtepe’ den sonra, trafiğin aşırı yoğunlaşması üzerine hepimiz otobüslerimizden inip ormanın içinden yürüyerek şehitlik abidesinin olduğu yere geldik.
Öğle yemeğimizi yedikten sonra Morto Koyuna ve oradan da 60 askeri ile birlikte binlerce kişilik düşman askeriyle kahramanca çarpışan Ezineli Yahya Çavuş’un bulunduğu siperlere gittik. Oradan da yaşları 15’den başlayan ve komutanından askerinin tamamının şehit edildiği 57.Alay şehitliğinde, gözyaşları içinde dualarımızı ettikten sonra Conkbayır’ına geçtik. Savaş sırasında askerlerimizin açtığı siperlere girerek bir an onların yerine kendimizi koyup ecdadımızın nasıl kocaman bir yüreğe, cesarete ve vatan aşkına sahip olduğunu hissettik.
İkindi vakti otobüslerimize tatlı bir yorgunlukla bindik. Çanakkale bize zenginliğin, iktidarın, bedenin, kanın, topun, tüfeğin kutsal amaçlara ulaşmak noktasında hiçbir önemin olmadığını ve belli bir hedefi olan insanların ancak bu dünyada şeref ve haysiyetle yaşayacağını gösterdi. Kudüslü Ali, Tokatlı Mehmet, Priştineli Hasan, Urfalı Hüseyin kalplerindeki imanla topa, tüfeğe karşı onurlu bir duruşla isimlerini sadece mezar taşlarına değil onlarla aynı idealleri taşıyan bizlerin kalplerine de kazıdılar.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın…?
Gömelim gel seni tarihe desem,sığmazsın…!
İSEGEV GENÇLİĞİ olarak şehitlerimizin aziz mirasına sahip çıkacağımıza söz veriyoruz. Allah onlardan razı olsun…