
Her yıl geleneksel olarak düzenlediğimiz ödüllü kompozisyon yarışmamızın 2010-2011 eğitim öğretim sezonundaki konusu “Örnek Nesil” idi. Yapılan yarışma sonucunda 6 öğrencimiz Umreyle ödüllendirildi. Hasanpaşa Yurdumuzdan Seda Eker ve Ayşenur Polat, Başakşehir 1 Yurdumuzdan Yasemin Güney, Fatma Temir ve Ayşenur Aydoğar, Cerrahpaşa Yurdumuzdan Aysun Yıldız umreye hak kazandı.
![]()
![]()
![]()
![]()
UMRE ORGANİZASYONUMUZ: HAREMEYN
Her yıl geleneksel olarak düzenlediğimiz ödüllü kompozisyon yarışmamızın 2010-2011 eğitim öğretim sezonundaki konusu “Örnek Nesil” idi. Yapılan yarışma sonucunda 6 öğrencimiz Umreyle ödüllendirildi. Hasanpaşa Yurdumuzdan Seda Eker ve Ayşenur Polat, Başakşehir 1 Yurdumuzdan Yasemin Güney, Fatma Temir ve Ayşenur Aydoğar, Cerrahpaşa Yurdumuzdan Aysun Yıldız umreye hak kazandı. Ayrıca Çağla Aydoğdu, Eslem Uysal ve Hatice Kul isimli öğrencilerimiz de kendi imkânlarıyla organizasyonumuza iştirak ettiler. Vakfımız Genel Müdürü Salih Koç, Müdürelerimizden Havva Yaran, Hatice Tarlacı ve Fatma Özcan Taş ve İsegev ailesinden bazı arkadaşlarımızın da katılımıyla 19 kişilik bir grup olduk.
Tarihler 15 Mart 2011’i gösterdiğinde Kutsal Topraklar yolculuğu için sabahın erken vaktinde Atatürk Hava Limanında hazırdık. Heyecanlı bir yolculuktan sonra Cidde Hava Limanına indik. Kısa bir otobüs yolculuğundan sonra Mekke şehri bizi yağmurlarla karşıladı ve bizde şehri kucakladık gözyaşları ve özlemle… Evet, Mekke’deyiz, Rabb’imizin misafiriyiz. LA İLAHE İLLALLAH!
Dünyanın çekim merkezi, ilk ve son kıblesi, Hz. Âdemden Hz. İbrahim’e Hz. İsmail’den Hz. Muhammed (s.a.v.)’e kadar pek çok peygamberin izlerini ve anısını taşıyan Kâbe’mizle, Allah’ın eviyle ilk tanışmamız akşam namazından sonra oldu. Manevi çekimin çok yüksek olduğu bu kavuşmada ilk umreler yapıldı ve gece geç saatlerde ihramdan çıkıldı.
Mekke’de kaldığımız beş günlük kısa süreyi ibadet ve kutsal mekânları ziyaretle geçirdik. Peygamberimizin evi, Hira Dağı, Arafat Dağı, Mina, Müzdelife, Sevr Dağı, Hz.Aişe Mescidi Mekke’deki ziyaret duraklarımızdı.
Arafat Dağında Âdem ile Havva olup buluştuk. Safa ile Merve arasında Hz. Hacer olup İsmail’e su aradık. Yorgun ve bitkin düştüğümüzde İsmail’in hediyesi Zemzemden kana kana içtik. Mina da “İsmail’i kurban et” emrine muhatap olup Hz. İbrahim olduk. Müzdelife de Hacer olup şeytanı taşladık, Cahiliyeden kaçıp Hira Mağarasına sığındık. Sevr Dağında müşriklerden saklandık…
Mekke’deki misafirliğimiz sona erdiğinde bizi hüzün ve mutluluğu birlikte yaşadığımız bir yolculuk bekliyordu. Medine yolculuğu… Mutluyduk çünkü Alemlerin hürmetine yaratıldığı O efendiler efendisini ziyarete gidecektik. Hüzünlüydük çünkü Kâbe’den ayrılıyorduk. Sadece yaşayanların anlayabileceği bir ayrılık acısı yaşıyorduk. “Allah’ım tekrar tekrar gelmeyi nasip et” dualarıyla, tüm günahlarımızdan arındığımız ümidiyle Medine yollarına düştük. Klimalı otobüsümüz, asfalt yolda ilerlerken ‘Hicret’i konuştuk algılayabildiğimiz kadarıyla. Biz otoyolda klimalı otobüsle, O kızgın kumlarda yaya ve gizlenerek…
Medine’ye gidişimiz baba evini ziyaret gibiydi. Sanki doğup büyüdüğüm topraklara gelmişim gibi. O kadar tanıdık, o kadar sıcak, o kadar huzur dolu. O’nu ravzasında huzuruna durup selamlamak buluşmaların en güzeli. “ESSELATÜ VESSELAMU ALEYKE YA RASULALLAH”
Onun mescidinde misafiriz şimdi. Rasulullah’ın misafiriyiz. Her tarafta O’nun izleri ve ruhaniyeti. “Öldükten sonra beni ziyaret eden sağlığımda ziyaret etmiş gibidir” hadis-i şerifine göre bizden ve ziyaretimizden haberdar. Şefaat Ya Rasulullah!
Seninle Bedir’de savaşamadık, Hendek Savaşında da yanında değildik, Uhud’ da Okçuların karşısına dikilip “ durun! Rasulullah’ı duymadınız mı” diye haykıramadık. Yetişemedik o zamanlara. Ama işte şimdi geldik. Huzurundayız ve biat ediyoruz yeniden öğrettiğin ve yaşadığın yoldan ayrılmayacağımıza. LA İLAHE İLLALLAH MUHAMMEDEN RASULULLAH!
Şimdi senin dolaştığın sokaklarda dolaşıyor, alış veriş yapıyor, dinlendiğin hurma bahçelerinde hurma yiyoruz. Senin güzel ahlakını yaşamaya, büyük devlet adamlığını anlamaya, ümmetine olan sevginden dolayı şefaatini ummaya, dünyamızın en büyük sorunu olan merhametsizliği hatırlayıp ve senin ne kadar merhametli olduğunu düşünüp sana layık olmaya çalışıyoruz.
Ve her şey gibi bu yolculuğun da sonuna geliyoruz. Hangisinden ayrılmak daha zordu bilemiyorum Mekke’den mi, Medine’den mi? Ama kelimelerin anlatmakta kifayetsiz kaldığı bir umre ziyaretinin sonuna gelmiş durumdayız. Yeniden yollara koyuluyoruz. Bir hafta önce mutluluğumuza şahitlik eden Cidde Hava Limanı şimdi hüzünle uğurluyor bizi. Hoşçakal Haremeyn, tekrar görüşmek dileğiyle…