BEKLEYİŞTEN DİRİLİŞE

“Bir gençlik … Zaman bendedir ve mekan bana emanettir!” şuurunda bir gençlik… Bir nida kopararak ”mukaddes emaneti ne yaptınız?” diye meydan yerine çıkacağı günü kollayan bir gençlik… Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, öcünün davacısı bir gençlik…”

Üstat Necip Fazıl’ın gençliğe hitabesinde bahsettiği ve Mehmet Akif’ in çok uzakta değil dediği gençlik, en deli çağında gelmişti ve en deli çağında kirletilmişti. Güçsüzdü, keşkelerle başlar oldu cümleleri, geçmişinden güç almayan, sadece kendi geleceğini düşünen bir gençliğe dönüştü. Kendi ruhunu özgürlük başlıklı bir gazete makalesine emanet eden ve kitap aralığına sıkışmış birkaç cümleden sözde büyük anlamlar çıkaran, tarihine saygı duymak yerine, duyana gerici sıfatı takan bir gençliğe nasıl emanet edebildik yarınlarımızı?

İngiliz komutan, Kurtuluş Savaşı’nda “Eğer biz bu Kur’an’ı müslümanların elinden almazsak onları yenemeyiz” diyordu. Kur’an-ı  alamadılar  ama  Kur’an ahlakını  elimizden aldılar ve gençliğin  kimliğini yok edip, ahlakımızı bozdular. Öyle bir boşluk açılmış ki gençlerimizin içinde, bunu hiçbir seküler düşünce dolduramamış. Ruhsuz, kimliğini arayan, boşlukta, inançsız, cahil, donanımsız gibi sıfatlar maalesef bugünkü gençliğin halini anlatan en iyi sıfatlar oluvermiş. Oysa gençlik heyecandı, dinamizmdi, enerjiydi, öncüydü,  asırları birbirine bağlayan köprüydü.

 Bir sabah uyanmışız alimler, cahil, okuma yazma bilmez hale gelmiş. Bir gençliğin asırlardır üzerinden geçtiği köprü bir günde yıkılıvermiş. Mevlana’nın Mesnevi’si, Süleyman Çelebi’nin Mevlid’i, Fuzuli’nin Leyla ile Mecnun’u, Şeyh Galip’in Hüsnü Aşk’ı boynu bükük kalmış raflarda.

 Çanakkale Savaşı’nda “Bedrin Aslanları ” lakabını alan, Maraş’ta bacısının örtüsü ile uğraşıyorlar diye ilk kurşunu atan, cephede zar zor bulduğu ekmeği düşmanı ile paylaşan, İstanbul surlarına dayanıp, Peygamber Efendimizin hadisi ile müjdelenen bir gençliğin kanı dolaşmaktayken  damarlarımızda,  elbette bu fetret devri bitecek ve özlenen gençlik geri gelecek.

 Özledik seni; Hz. Muhammed’in  ahlakıyla süslenen  gençlik, Fatih Sultan gibi “Ya ben İstanbul’u  alırım, ya  İstanbul beni ” diyecek kadar cesur ve inançlı gençlik, Hz. Ömer gibi adaletli, Hz. Osman gibi yumuşak huylu, Hz. Ebubekir gibi sadık gençlik. Osman Bey gibi “Benden ibret al ki, bu diyarlara zayıf bir bey olarak gelip hak etmediğim halde bunca inayet-i celile-i Rabbaniye’ye mazhar oldum ” diyebilen şükür sahibi gençlik. Hz. Eyüp gibi sabırlı, Aliya İzzet  Begoviç  gibi bilge, Mimar Sinan gibi deha gençlik. Cemil Meriç gibi fikir işçisi, Necip Fazıl gibi dava adamı bir  gençlik. Gazi Mustafa Kemal’in “Size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum” dediği gençlik. Bu üstatları doğurup, yetiştiren gençlik. Özledik seni ey gençlik.

Karanlık ufukları  aydınlatan bir güneş  beklenen ve böyle bir gençlik olacak yeniden dirilen. Cahiliye devrinden kurtulmak, kimliğimizi yeniden bulmak, zamana ve mekana sahip gençlik olmak pek de zor değil. İhtiyacımız olan şey; geçmişin tecrübelerinden güç alarak, geleceğe emin adımlarla yürümek.

                                                                                        BETÜL FİDAN  

                                                                     İSEGEV Hasanpaşa Kız Öğrenci Yurdu

                                                                Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi 4.Sınıf

 

İstiklal Marşı Belgeseli

Kreşimiz Hizmetinizde

Müjdeli Haber

ŞULE YÜKSEL ŞENLER

YÜKSEK ÖĞRETİM KIZ

ÖĞRENCİ YURDUMUZ

 ÜMRANİYE' DE AÇILDI.


Anasayfa Duzenini Sifirla