ORADA BİR GENÇ VAR UZAKTA
Babamızdan, dedemizden ve etrafımızdaki birçok kimseden gençliklerine yönelik “Ah bizim zamanımızda“ ile başlayan cümleleri duya gelmişizdir. Sahi ne vardı onların zamanında, onlar nasıl gençlerdi ve neydi özlenen?
İnternetin, faksın ve telefonun olmadığı; ama muhabbetin, içtenliğin ve samimiyetin had safhada yaşandığı yıllardı onların dönemi. Aradan asırlar geçmedi; ama sokakta bulduğu cüzdanı almadan kenara koyabilecek yüreği ve mutfağına oturmuş, çayını yudumlarken, kuracağı yuvanın hayalini kuran genç kızın masumluğunu belki de yavaştan yitirir olduk.
Babasının yanında konuşmaktan ar eden adamın, yanında küstahça sigarasını tellendiren oğlu peyda oldu zamanla. Ailece soba başı çay sohbetlerini unutuyoruz sanki. Cümbüşlü çığlıkları ve çığırtkanları huşu ile dinler olduk onun yerine ve kulaklarımız ümmiliğini yitiriyor git gide.
Kemal Sunal, filmlerinin birinde şöyle bir repliği zikreder : “Söyleyin hâkim bey suç kimde? “
Kimdeydi öyleyse suç? Sahi önceleri bildiğimiz cevabı, şimdilerde ilgimizi celbeden hangi yol kenarında yitirmiştik?
En Yüce Kelam‘in Sahibi, şayet akıl baliğ olma yaşını belirliyor ve bireye sorumluluğunu hatırlatıyorsa, biyolojik olarak olgunluğa ermiş kimsenin, on sekizinde bir genci ciddiye almayışı niyeydi? Belki de unutuvermişti bir zamanlar kendisinin de genç olduğunu. Bir akşam sinemaya gitmek için habersizce evden çıktığını, yatağının altında gizlice Tommiks okuduğunu ve sobada dikkatsizce elini yaktığını.
Henüz erken, daha vakit var zihniyetçiliğine maruz kalan genç, üniversiteye tabir caizse kapak atınca, şimdilerde kendini sözde özgürlük deryasında buluveriyor. Hâlbuki bilmiyor henüz kulaç açmayı ve kimse öğretmemiş ona serin sularda, yüksek dalgalarla iç içe yaşamayı. Süper markette gördüğü tropikal meyvelerin isimlerini hızlıca sayarken, dedesinin bahçesindeki erikten habersiz büyümüş.
Haz merkezli , şatafatlı kumpanyalar silsilesinin ortasında, yitirdiğimiz değerlere Fâtiha okumak değildi çözüm. Apartmanındaki komşusundan habersiz yetişen ve bu akşam yine herkesten habersiz yatağa girecek olan bir gencin, kuru kalabalıklara inat yalnızlığına çare olmaktı, vaktini ayırmaktı ona ve gülmekti onunla. Tıpkı “bir zamanlar” dediği yıllardaki gibi, muhabbetle, sevgiyle…
Sanal dünyanın müdavimi olmayı, TV karşısında saatlerce kalmayı, odamızdan yemek saati hariç pek de çıkmamayı yadırgamıyoruz şimdilerde. Mehmed Akiflerin, Necip Fazıl’ların, Sezai Karakoç’ların serzenişlerine; elinde nargile, etrafı başı örtülü kızlarla sarılmış fenomen “abi”ler olarak cevap verdik.
Başarılı bir iş adamı yahut kadını, ünlü bir mimar, meşhur bir senarist olmaya hevesliydi genç. Öyle ya okuduğu onca NLP kitapları boşuna değildi elbet; lâkin önündeki uzun hayat yolu, kamçılanmış niyet, arzu ve enaniyet dikenleri ile örülüydü. Sağdan soldan devşirdiği azığı ise ona yetecek miydi bilinmez.
Ona fabrika seri ürünü muamelesi yapıp tıpkılaştıranlara, bir iki üç tıp deyip cevap verdi genç pervasızca. Hâlbuki yine aynı genç değil miydi, derdini bir zamanlar hamasetle haykıran, kanmayan ve hiç kandırılmayacak gibi duran?
Fikret’in Haluk ‘u vardı var olmasına da ya Akif ‘in Asım ‘ı neredeydi? Ey Genç! Hz. Osman’ın hayâsını yitirmeden Hz. Ömer’ce koşmalısın öyleyse hedefe. Orada, burada, şurada naralar attıkça cüce zihinler, ilenmeden, devirmeden ve devrilmeden arşınlamalısın gölgeleri. Bir gölge ki güneşin batışına ramak kala uzadıkça uzuyor.
Ey Genç! Post modern realitelerin, ideolojilerin ve çekişmelerin allanıp pullanıp piyasaya sürüldüğü bir anda, ötekileştirmeden senden gayrlarını da gündemine almalısın. Bir Deli Dumrul hikâyesi yazmadan, köprübaşında yol kesmeden dik bir duruş sergilemeli ve belki de siper almalısın sana blöf yapan hayata karşı.
Ey Genç! Ezberden değil gönülden olmalı haykırışların. Seni yaratana bir vakit “Evet Rabbimsin” dediğini böylesi bir anda unutmamalısın. Giydiğin ayakkabıdan yediğin yemeğe kadar kaliteyi arıyorsan şayet, doğrularını kulağına fısıldayan yalancı suflörlere kaliteli duruşunla cevap vermelisin.
Bir gün senin de çocuklarına epeyce anlatacakların olacak.”Ah bizim zamanımızda” diye başlayan cümlelerin tebessüm ile nihayetlenmeli. Her şeyden önemlisi ey Genç, hedefin, yolu emin adımlarla arşınlamaksa da,Son’dan sonrasını da aklından çıkarmamalı ve sen yine sadece sen olarak yarışı tamamlamalısın. Unutma! Mirasları ile birilerinin halefi isen de ödünç aldığın sadece selefi olduğun gençlerindir .
BURCU KAYIŞOĞLU
İSEGEV Başakşehir2 Kız Öğrenci Yurdu
A.İslam Üniv.Hazırlık

