NEREDE ASIM, ASIM’IN NESLİ NEREDE?
Genç insan hareketlidir, canlıdır. Enerjik olma gençlik ruhunda saklıdır. Gençlik, geleceğin teminatıdır, teminatımız ne kadar sağlam olursa geleceğimiz de o kadar garanti altında olacaktır.
Yakın tarihimize baktığımızda 1980’lere kadar, toplumsal konularda duyarlı, tepkisini gösterebilen bir gençliğin var olduğunu görüyoruz. 1990’lı yıllarla birlikte düşünmeyen, sorgulamayan, tepkisizleştirilen günümüzdeki gençlik karşımıza çıkıyor. Günümüzde, o kadar çok alanda kendisini gösteriyor ki yaşanan olumsuzluklar… Örneğin, düşünce üretmeyen, sorgulamayan, denetlemeyen ve daha da acısı, bunların gerekli olduğunun farkında olmayan sadece tüketime yönlendirilen bir gençlik görüyoruz. Gençler yesin, içsin, gezsin, harcasın ama bunlar dışında bir şey yapmasın!
Ben başıboş bırakılmış bir gençlik istemiyorum. Gençlik gelecek demektir. Çünkü milli ve manevi değerlerimizi gelecek nesillere taşıyacak olanlar gençlerdir. Bir düşünür şöyle diyor: “Gençliğin ruhunu işlenmeyen bir tarla gibi kendi haline bırakırsanız, orada ısırganlar, dikenler yetişir.”
Gençlik, yüreğine koyacağı milli değerleri kaybettiği taktirde içindeki boşluk, onu bütün yüksek amaç ve ideallerden alıkoyar, geçici uğraşlarla doldurur. Onun bu alandaki susuzluğunu gidermek için sunulan zevk ve eğlenceler, onun susuzluğunu gidermekten ziyade daha da arttıracaktır.
İdealist bireyleri, güçlü bir gençliği ancak güçlü toplumlar yetiştirebilir. Bizde de gençliğe, çok kıymet vermiş değerli şahsiyetler olmuş, gençliğe büyük ufuklar açmışlardır.
Necip Fazıl, “Gençliğe Hitabesi” nde özlenen gençliğin vasıflarını tek tek işlemiştir. Bu hitabeyi adeta bir nasihatname, vasiyetname olarak gelecek nesillere ithaf etmiştir.
Mehmet Akif’te ideal bir gençlik arzulamakta, bu gençliği “Asım’ın Nesli” diye adlandırmaktadır. Safahat’ın son bölümünü oluşturan ‘Asım’ kitabında şöyle der:
“Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
…
Yumuşak başlı isem kim dedi uysal koyunum
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boynum.”
Burada Asım’ın neslinin nasıl olması gerektiğinin ilk ipuçları da ortaya çıkmaktadır. Buna göre gençler, öncelikle tarihiyle, kültürüyle, toplumuyla ve diniyle barışık olacaktır. Bunlarla birlikte ürkek, korkak ve çekingen değil, mücadeleci bir karakter gösterecektir.
Akif, özlenen gençliğin bu karakter özelliklerinin yanında Kur’an’ı doğru, dürüst anlayıp, yaşayabilen bir halde olmasını da şöyle dile getiriyor:
“Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhamı,
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı. ”
Gençlik Kur’an’a sadık, İslam’a gönülden bağlı olmalıdır. Ama Kur’an sadece mezarlıklarda ölülere rahmet için okunmamalıdır. Kur’an’ın amacı insanları kurtuluşa erdirmekse, onun aydınlığının da yaşam şekline dönüştürülmesi gerekir.
Bu topraklar üzerinde şahidi olduğumuz bunca vahim tabloya tarihin herhangi bir kesitinde hiç kimse şahit olmadı. Çünkü günah hiçbir zaman internetin adres çubuğuna yazılan birkaç harf kadar yakın olmadı.
Bu tür manzaralardan kurtulup, özlenen gençliğe kavuşabilmemiz için birilerinin bu insanlara örneklik etmesi gerekiyor. Mehmet akif, yetiştirmek istediği nesli Asım’la sembolleştirmişti ve Asım’a fazlasıyla güveniyordu. Asım ise özellikle Çanakkale Savaşı’nda onun bu güvenine layık olduğunu açıkça göstermişti. Özlenen gençliğe, örneklik etmiştir Asım, Çanakkale’de.
“Asım’ın nesli… diyordum ya … nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek. ”
Asım’ın nesli Çanakkale’de muhteşem bir destana imza atmıştır. O dönem bırakın üniversiteyi, liselerin dahi bir çoğu mezun verememiştir. Bizlere örnekliğin son haddini göstermiştir o zamanki gençler. Şu durum gayet açık ki, büyük bir ümit ve özlemle beklediğimiz gençlik, bu örnek neslin önderlik ettiği yoldan geçecektir.
Özlenen gençlik, yürüyüşü, oturması, kalkması, konuşması ve susmasıyla yaşadığı topluma peygamber zamanından izler taşıyabilmeli ve zamanının sahabesi olmaya talip olmalıdır. Bütün hal ve hareketlerine, özellikle topluluk içinde, çok özen göstermeli, olumsuz hareketlerden ve açıktan işleyeceği her günahtan şahsı kadar ülkesinin, toplumunun ve tüm insanlığın da zarar göreceğini bilmelidir.
Şimdi soruyorum:
Nerede bugünden yarınları için kaygı çekenler?
Nerede bu yolda bana düşen vazife var mı diyenler?
Nerede köşesine çekilmek yerine, önden gidenler?
Nerede herkes susuyorken, Hak adına söz söyleyenler?
Nerede Asım? Asım’ın nesli nerede?
FATMA ÖZÇAKIR
İSEGEV Cerrahpaşa Yüksek Öğrenim Kız Öğrenci Yurdu
İ.Ü. Bilgi ve Belge Yönetimi 1. Sınıf

